Her yıl dünya çapında 10 milyon insan kansere yakalanıyor. Dünya Sağlık Örgütü, 2020 yılında bu sayının 15 milyon olacağını tahmin ediyor. Birçok kanser bir gecede oluşmuyor.
Kanser büyük ölçüde önceden kestirilebiliyor ve yıllar boyunca devam eden bir süreçtir. Günlük yaşantınızdaki birkaç basit değişiklik ile kanser riskini azaltmak için öneriler:
1. Lahana turşusunu masanızdan eksik etmeyin: Lahana turşusu yapılırken fermantasyon süreci kanserle savaşan enzimleri harekete geçiren 'sulforaphane' isimli kimyasal ve indol gibi bileşenler üretiyor. Yemeden önce turşudaki tuzu azaltmak için turşuyu durulayın.
2. Bol bol brokoli yiyin: Brokoliyi mikrodalgada pişirmek yerine buharda pişirin. Brokoli de kanseri önleyen süper bir gıdadır. Ancak, brokoliyi mikrodalgaya koyduğunuzda sebzenin kanser önleyici etkisini yüzde 97 yok edersiniz. Bu nedenle buharda pişirin, çiğ olarak tüketin ya da çorbalara ve salatalarınıza ekleyin.
3. Brezilya fıstığını kızartın ya da salatanızın üzerine serpin: Selenyum açısından zengin olan Brezilya fıstığı kanser hücrelerini öldürür ve hücrelerin DNA'yı tamir etmesine yardımcı olur.
4. D vitaminiyle birlikte kalsiyum ilavesi alın: Bu ilaveler kolon poliplerini (kolon kanseri için risk faktörü) azaltıyor.
5. Yediğiniz her şeye sarımsak ekleyin: Sarımsak kansere karşı bağışıklık sisteminin doğal savunmasını harekete geçiren sülfür bileşeni içerir. Aynı zamanda tümörün ilerlemesini yavaşlatma potansiyeline sahiptir.
6. Domates ve zeytinyağını bol tüketin: Domatesteki likopen kolon, prostat ve mesane kanserine karşı vücudu koruyor. Zeytinyağı ise likopenin emilmesi için vücuda yardım ediyor.
7. Her hafta bir tane kantalup kavunu tüketin: Bu kavun akciğer kanseri gelişimini büyük ölçüde azaltan carotenoids isimli bitki kimyasalı içeriyor.
8. Sabah kahvaltısında yarım fincan yaban mersini yemelisini: Antioksidan ve anti kanserojen olan yaban mersini, kansere neden olan serbest radikalleri yeniyor.
9. Enginar yemeyi unutmayın: Enginar, kanseri önlemede bir antioksidan olan ve karaciğer hücrelerini koruyucu, onarıcı bir flavonoid olan silymarin içeriyor.
10. Etinizi koyu bir sosla kaplayın: Izgarada pişirmek kansere yol açan kimyasallara neden olabiliyor. Sosla kaplayarak bu kimyasalların oluşumunu büyük ölçüde önlersiniz. Izgarada pişirmeden önce fırında etinizi biraz pişirin sonra ızgarada kısa süre kızartın.
11. Bol bol su için: Günde 8 bardaktan fazla su içmek özellikle kolon kanserine yakalanma riskinin yüzde 65 oranında düşürdüğü bulundu. Uzmanlar, sıvı tüketiminin yetersiz olması durumunda insan vücudundaki hücrelerde suyun azaldığını, bunun da çeşitli kanser hastalıklarına davetiye çıkardığını kaydediyorlar.
12. Çay içme alışkanlığı kazanın: Yeşil çayın iyileştirme gücü Asya'da binlerce yıldır biliniyordu. Uzmanlar, yeşil çayda bulunan EGCG olarak isimlendirilen kimyasalın çok güçlü bir antikanser bileşeni olduğunu söylüyorlar.
13. Balık tüketmelisiniz: Araştırmacılar, haftada 4 ya da daha fazla balık yemenin kan kanserlerine yakalanma riskini üçte bir oranında azalttığını belirtiyorlar. Somon, sardalye, tuna, uskumru, karides ve midye gibi yağlı balıkların da kadınlarda endometriyal kanseri gelişme riskini azaltıyor.
14. Her gün multivitamin alın: Her gün vitamin ve minarelerin ideal oranlarda tüketilmesi bağışıklık sistemi fonksiyonunu geliştiriyor ve kansere yakalanmayı önlüyor.
15. Her gün 15 dakika güneşte kalın: D vitamini eksikliği göğüs, kolon, prostat, rahim ve mide gibi değişik kanserlere ve bunun yanında kemik erimesine, MS hastalığına ve yüksek kan basıncına neden oluyor. Günde 15 dakika dışarı çıkın, ancak aşırı güneşlenmeyin. Aynı zamanda kalsiyum da içeren D vitamini hapları kullanabilirsiniz.
16. Kivi yemelisiniz: Kivi içerdiği C ve E vitaminleri, lütein ve bakır sayesinde kanserle savaşan antioksidanlardandı r. Aynı zamanda az yağlı ete yarım kiviyi sürerek eti yumuşatabilirsiniz.
17. Fazla yağlı hayvansal proteinlerden uzak durun: Hayvansal proteinli gıdaları fazla tüketen kadınlarda non-Hodgkin' s lenfoma gelişme riski fazla oluyor. Bu nedenle az yağlı ya da yağsız süt ürünleri tüketin, biftek yerine balık, tereyağı yerine de zeytinyağını tercih edin.
18. Salatanıza taze soğan ekleyin: Fazla miktarda kuru soğan prostat kanseri riskini yüzde 50 azaltabiliyor. Ancak, çiğ olarak ya da çok az pişirildiği zaman etkisi güçlü oluyor. Bu nedenle taze soğan, dünyanın en tatlı soğanı olarak bilinen Vidalia soğanı, arpacık soğanı ya da Çin sarımsağını deneyin.
19. Taze limonlardan hazırlanmış limonata için: Narenciyeler ağız, boğaz ve mide kanseri riskini yarı yarıya azaltıyor.
20. Her akşam yemekten sonra yarım saat yürüyün: Yürüyüş göğüs kanseri riskini azaltıyor. Ölçülü egzersiz östrojen hormonu seviyesini düşürüyor. Ayrıca haftada 4 saat yürümek ya da gezmek pankreas kanseri riskini de yarı yarıya düşürüyor.
21. Organik gıdalar satın alın: Hormon ya da tarım ilacı eklenmeden yetiştirilen gıdalar kansere karşı vücudu koruyor.
22. Tarım ilaçlarına dikkat: Çayırlarınızda tarım ilacı kullanmak kanser riskinizi artırabilir, birçoğu 2,4-D (non-Hodgkin' s lenfoma ile bağlantılı) ve MCPP (yumuşak doku kanseriyle bağlantılı) tarım ilaçları içeriyor. İlaçlanan bitkiler üzerinde kalan tarım ilaçları kansere neden olabiliyor.
23. Kuru temizleme gerektirmeyen giysiler alın: Birçok kuru temizlemeci halen hayvanlarda böbrek ya da karaciğer tahribatına neden olduğu tespit edilen perchloroethylene isimli bir kimyasal kullanıyorlar. Kuru temizleme gerektirmeyen giysiler alarak ya da onları elinizde kendiniz yıkayarak bu kimyasala maruz kalmazsınız. Eğer giysilerinizi kuru temizlemeye vermek zorundaysanız, onları plastik poşetinden çıkarın, giymeden önce dışarıda veya başka odada havalandırın.
24. Salatalık turşusu ve tütsülenmiş gıdalardan uzak durun: Turşu yerine taze salatalık, tütsülenmiş yerine de taze somon balığı tercih edin. Araştırmacılar, tütsülenmiş ve turşusu kurulmuş gıdaların çeşitli kanserojenler içerdiğini söylüyorlar.
25. Kızarmış patates ve patates cipslerine yaklaşmayın: Bunun yerine patates püresini tüketin. Yiyeceklerin ısıtılması sırasında ortaya çıkan akrilamit maddesi kansere yol açıyor.
26. Bronzlaşma spreyi almaya gidin. Birçok güzellik salonu bu günlerde bunu kullanıyor.
27. Stres seviyesi yüksek olan erkeklerin kanında prostat kanseri gelişiminin belirleyicisi olan PSA (prostata özgü antijen) bulundu. Bu nedenle herkesin stresten uzak durması gerekiyor.
Kanseri önlemenin basit yolları
6/3/2009 · Kategori: NETTEN ALINTILAR
Kara üzüm çekirdeği...
2/12/2008 · Kategori: NETTEN ALINTILAR
Üzüm Çekirdegi Avrupa'da ilaç niyetine satiliyor. Mucizevi çekirdek ödemden, nezleye kadar bir çok hastaligin tedavisinde kullaniliyor.
Üzümün çok faydali oldugu bilinir. Özelliklede zihin açici yönü ile sinavlardan önce kuru üzüm tavsiye edilir. Ama birçogumuz üzümü yerken çekirdeginden muzdarip oluruz. Onu tüketmez, atariz. Hatta marketlerde en çok çekirdeksiz üzümler ragbet görür. Hâlbuki üzümün çekirdegi bugün birçok Avrupa ülkesinde ilaç niyetine, tabletler halinde satiliyor. Yavas yavas Türkiye'de de yayginlasmaya baslayan üzüm çekirdegi, yakinda bütün eczanelerdeki yerini alacak gibi.
Bu çekirdegin en önemli faydasi kan damari onaricisi olmasi. Kan damarlari insan için hayati önem tasiyor. Basinizdan ayak uçlariniza kadar her doku kanla beslenir. Incecik kilcal damarlardan, genis atardamarlara kadar, karmasik kan damarlari agi sizin yasam hattmizdir. Eger kan damarlari yaslanir, hastalanir, zayiflar, incelir ve kan sizdirirsa, sagliginiz tehlikede demektir. Eger oksijeni tasiyan kan düzgün bir biçimde akmiyorsa kalp kasiniz hasar gö- rebilir. Iste üzüm çekirdegi, zayiflamis kan damarlarini güçlendirip normal sagliklarina döndü-rebilen, dolasim bozukluklarinin düzeltebilen ve önleyebilen bir yapiya sahip.
Özelligi ise tamamen dogal olmasi... Çekirdek, damar hastaliklarini tedavi ediyor. Zayiflamis kan damarlarinin yapisini güçlendiriyor. Ayrica üzüm çekirdegi bilinen en güçlü antioksidan. .. Yapilan bazi testlerde, E vitamininden 50 kat daha güçlü oldugu ortaya çikmis.Ayrıca üzüm çekirdeğinin kremi de kadınların göz çevresi için çok çok yararlı ve kırısıkları da yok edıyor.
Ilk Fransa'da kesfedildi
Üzüm çekirdegi 40 yildir Avrupa'da, özellikle üzüm baglarinin çoklugu ile bilinen Fransa'da etkili bir biçimde kullaniliyor. Üzüm çekirdegi 1947 yilinda Bordeaux Üniversitesi' nden emekli tip profesörü, Fransiz Kimyaci Jack Masquelier tarafindan kesfedilmis. Çekirdek ilk olarak hamileliginden dolayi asiri ödemi olan fakültenin dekaninin esine, dekan tarafindan verilmis. Masquelier o günü söyle anlatiyor; "Kadin, sismis bacaklari ile o kadar yorgun görünüyordu ki, güçlükle yürüyebiliyordu. Yüzünden, çektigi acilari okumak mümkündü. Ne yapabilirim de bu kadinin acilarini dindirebilirim diye düsündüm. Sonra dekanin esine çekirdek verdigini gördüm. Dekanin esi 48 saat içinde iyilesti. O halde, ben üzüm çekirdeginde özel bir seyler olabilecegini düsündüm."
1950'de üzüm çekirdegi Resivit olarak bilinen ve Fransa'da satilan ilk damar koruyucu ilaç olmus. Doktor Masquelier ve meslektaslari, üzüm çekirdeginin varis üzerindeki etkisini dogrulayan dokuz deney yapmislar.
Bununla birlikte çekirdek, göz kamasmasi, gece körlügü, maküler dejenerasyon gibi göz sorunlarinin, arterit, saman nezlesi, alerji ve burun kanamalarini tedavisinde de kullanilmis. "Eger düzenli olarak üzüm çekirdegi alirsaniz, damar duvarlariniz güçlenecektir. " Diyor Dr. Masquelier.
Dis eti kanayanlar kullanmali
Peki üzüm çekirdegine ihtiyaciniz olup olmadigini nasil ögreneceksiniz? Doktor Masquelier'in konu ile ilgili görüsleri su sekilde: ";Sabahleyin dislerinizi firçalarsiniz ve dis etlerinizin kanadigini görürsünüz. Ya da göz korneasinda bir kan lekesi fark edersiniz. Veya geceleri kendinizi yorgun hissedersiniz, baldirlariniz siser, ödem oldugunu fark edersiniz. Bu durumda damar zayifligindan muzdarip-sinizdir ve üzüm çekirdegi tüm bu patolojik mekanizmalarla mücadele eder."
1995 yilinda Italya'da yapilan bir arastirmada 150 miligramlik üzüm çekirdeginin agriyi, yanma karincalanma hissini ve atardamarlarin sisme derecesini azaltmada, yaygin olarak kullanilan bir eczacilik ilacindan daha hizli ve uzun süreli etkili oldugu bulunmus. 1985 yilinda da Fransa'da 92 hasta üzerinde yasilan kür kontrollü deney, 28 gün boyunca 300 miligram üzüm çekirdegi almanin, agriyi, karincalanma geceleyin giren bacak kramplarini ve siskinligi yüzde 50den daha fazla azalttigini göstermis.
Üzüm çekirdegini diger bir faydasi ise gözlere... Gece görüsünde önemli olan parlak isiklarin neden oldugu göz kamasmasini geçirmeye yardimci oluyor. Yine Fransa'da 100 denek üzerinde yapilan iki ayri arastirmada 5 hafta boyunca günde 200 miligram üzüm çekirdegi almanin parlak isiklara maruz kaldiktan sonra görme keskinligine yeniden kavusma durumunu artirdigi ortaya çikmis. Ayrica testlerde üzüm çekirdegi ürünün bir bilgisayar ekrani karsisinda çalismanin neden oldugu göz gerilimini geçirdigi ve miyop kisilerde retinanin islevini ve duyarliligini düzelttigi görülmüs.
Üzüm çekirdeginin tansiyonu ve onun sonuçlarini düzenlemeye yardimci olabilecegi de belirtiliyor. Arastirmalarin gösterdigine göre, yüksek tansiyonlu insanlar genellikle çok geçirgen olan, zayif kilcal damarlara sahipler. Bu da onlarin kilcal damar kanamasi geçirme ve göz retinasindaki kan damarlarinin yirtilma olasiliklarini artiriyor. Dr. Miklos Gabor'un yaptigi arastirmada üzüm çekirdegi yüksek tansiyonlu deneklerde kilcal damarlari güçlendirmis.
Anti-Aging etkisi
Üzüm çekirdegi damarlari yeniledigi için ayrica anti-aging etkisine sahip. Yenilenen damarlar yasliligi geciktiriyor. Böylelikle cildinizdeki yaslanma belirtileri azaliyor. Uluslararasi sertifikali Organik Üzüm Çekirdegi Ekstraktnin içerdigi Proantosiyanidin bilinen en güçlü etkisi antioksidant. Üzüm çekirdeginin antioksidant etkisi vitamin E'den 50, vitamin C'den 20 kat daha fazla.
Antioksidantlar, vücudumuzdaki kimyasal reaksiyonlar sonucu olusan veya disaridan sigara, alkol, kirli hava v.s. ile alinan olusan veya disaridan sigara, alkol, kirli hava v.s. ile alinan zararli maddeleri etsiz hale getiriyor. Uzmanlara göre vücudun antioksidant üretimi 25 yasindan sonra yavaslamaktadir. Bu yavaslamanin yol açtigi deformasyonlari yok etmek için bilinen en kuvvetli antioksidant ise organik üzüm çekirdegi ekstraktidi oldugu belirtiliyor. Çekirdek, bag dokularini güçlendirerek cilt sarkmasina engel oluyor. Cildin elastik, yumusak ve düzgün olmasini sagliyor.
Üzüm çekirdeginde tavsiye edilen miktar
Üzüm çekirdeginin tavsiye edilen miktari günde 150 ile 300 miligram. Damar sagligini korumak için gerekli doz ise günde 5-10 gram.
Güvenlik etkileri
Üzüm çekirdeginin insanlar üzerinde her hangi bir yan etkisi görülmemis. Prof. Peter Rohdewald tarafindan laboratuar fareleri, Hint domuzlari ve köpekler üzerinde yapilan arastirmada dogal çekirdegin, toksik, mutajenik, karsinojenik olmadigi tespit edilmis.
Kimler kullanmali?
Kan damarlarinin yardima ihtiyaç duydugunu düsünenler.
* Cildindeki kirisikliklar günden güne fazlalasanlar
* Cildi cansiz ve solgun görünenler
* Cinsel yasantisinda kendini yetersiz hissedenler
* Kalple ilgili sorunlari olanlar
* Ani kalp krizi riski olanlar
* Görme gücünde yaslanmaya bagli bozulma olanlar
* Sislikler ve ödem alerjilerinde
* Yüksek tansiyonda
* Kolayca kanama ve morarma egilimi olanlar
* Daha önce kanamaya bagli felç geçirenler
* Seker hastaligi olanlar
* Varis ve hemoroit gibi sorulari olanlar
Sunu belirtmek gerekiyor ki; yukarida bahsettigimiz faydalarin birçogu çekirdegin damarlari onarici özelliginden kaynaklaniyor. Çünkü damarlar, insan bedenini ayakta tutan ana mekanizmalar. Onlarin bozuklugu insan bünyesinde birçok hastaliga neden oluyor. Damarlari onaran çekirdek, böylelikle diger hastaliklarin iyilesmesinde de önemli bir etkiye sahip oluyor.
B12 eksikliği ölümcül olabilir...
17/11/2008 · Kategori: NETTEN ALINTILAR
B12 vitamini eksikliği alzheimer, bunama, depresyon osteoporoz gibi pek çok hastalığa neden oluyor. 30 yaşından itibaren insana B12 takviyesi gerekiyor.. Bugüne kadar üzerinde çok durulmayan, sadece "kansızlık" yaptığına inanılan B12 eksikliği, tıp dünyasında pek çok kronik hastalığın nedeni olarak kabul edilmeye başlandı. Herald Tribune'de yer alan bir makaleye göre 60 yaşlarındaki 107 yaşlı üzerinde yapılan bir araştırmada, B12 eksikliğinin beyin küçülmesine neden olduğu ortaya çıktı. Bu araştırma tıp dünyasında büyük yankı uyandırdı. Yapılan kan testleri vücuttaki B12 eksikliğini gösteriyor. Ancak tıp dünyası şimdi yeni araştırmalarla B12 seviyesinin normal değerinin aslında düşük olduğunu savunuyor. Kansızlığa neden olduğu düşünülen miktarın bile beyinde kalıcı hasar yapabileceği üzerinde duruyor. Düşük seviyede mide asidine sahip olanlar, gastrit hastaları, reflüsü bulunanlar B12 eksikliği için en büyük risk grubunu oluşturuyor. 65 yaş üzerindeki insanların yüzde 30'unda bu vitaminin eksikliği bulunuyor. Uzmanlar bunu büyük bir problem olarak yorumluyor, çünkü yaşlı insanların çoğunun bu sorunlarının farkında olmadığı, hatta doktorlarının bile bunu sorun olarak görmediği belirtiliyor.
ETTE BULUNUYOR
Birçok doktor 50 yaşın üzerinde B12 alımını artırmayı öneriyor. Fazlasının kimseye zararı olmadığı üzerinde duruluyor. Hayvansal gıdalarda, kırmızı ette, B12 katkılı müslilerde bulunan B12'yi özellikle vejetaryen beslenen kişilerin ek olarak alması öneriliyor.
26/10/2008 ·
-Pi`yi 3 alacaksan güzelim, ben seni böyle de severim
-Hatalıysam hesap et: 2x-2y=21 / x+y=5 / x=? y=?
-3 bilinmeyenli denklem çözerim, geçme beni çok pis ezerim
-Küsüratım bile olamazsın
-Gülü soluncaya, seni lim x -0+ 1/x`e kadar seveceğim
-En son sollayanı çarpanlarına ayırdım
-Sağlama bizim işimiz, sen soldan geç
-O şimdi iki bilinmeyenli denklem
-Hızlıysam , limitini bul !
-Aritmetiğin ustasıyım, geometrinin hastasıyım
-Pisagor sağolsun
-Birden gelip, sonsuza giderim
-Özel dersin saati 60 milyon
-Bir bilinmeyenli denkleme kadar yolum var
Ceviz, beynin ihtiyacı olan gümüş iyonlarını içeren tek meyve...
24/10/2008 ·

Beyin dopingi: Ceviz
Hasadına başlanan, dışındaki yeşil kabuğu kafa derisini, sert kabuğu kafatasını, içindeki zar beyin zarını, meyvesi ise beynin fizyolojik yapısını andıran cevizin, kimyasal içeriğiyle beyin sağlığını da koruduğu bildirildi.
Son yıllarda, yüksek kesimlerdeki ormanlık alanların ağaçlandırmasında en yaygın meyve türü olarak değerlendirilen ceviz, yaş olarak kilosu 12-15 YTL arasında değişen fiyatlarla alıcı bulurken, uzmanlar da önemine dikkati çekerek, tüketimini öneriyorlar.
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi diyetisyeni Özgen Arı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ''cevizin fizyolojik yapısının benzerliğinin yanı sıra içeriğindeki vitaminlerle de beyin dostu olduğunu'' bildirdi.
Cevizin, dışındaki yeşil kabuğu ile kafa derisini, sert kabuğu ile kafatasını, içindeki ince zar ile beyin zarını, meyvesi ile de beynin şeklini adeta birebir yansıttığını belirten Arı, ''Bu benzerliğin yanı sıra sağlık açısından da ceviz tam bir beyin dostu'' dedi.
Şekli ile beynin küçültülmüş bir modeli olan cevizin Omega 3, Omega 6, A, B ve E vitaminleri ile lif yönünden zengin olmasının yanı sıra, beyin için gerekli gümüş iyonlarını da içerdiğini ifade eden Arı, ''Antibakteriyel özelliği olan gümüş iyonları beyin sağlığının koruyucusudur. Ceviz, beynin gereksinimi olan gümüş iyonlarını içeren tek meyve'' dedi.
Cevizin beyin sağlığına olumlu katkı sağlamasının yanı sıra kalp ve kolesterol için de vazgeçilmez bir meyve olduğunu belirten Arı, ''Ceviz sadece ileri yaştaki bireyler için değil gelişme çağındaki çocuklar için de tüketimi gerekli bir meyve. Cevizi, zihin açıcı, dikkat toplayıcı özelliği nedeniyle ÖSS ve SBS gibi sınavlara giren öğrencilere hararetle öneriyoruz'' dedi.
Cevizin kan kolesterolünü düşürücü etkisinin de bilimsel olarak kanıtlandığına dikkati çeken Arı, cevizin içeriğinin oldukça yüksek olması nedeniyle günde 30-45 gramdan fazla tüketilmesini önermediklerini bildirdi.
Bizi gıcık eden 15 şey...
24/10/2008 · Kategori: NETTEN ALINTILAR
1 - Bir şey tamir ederken elin tamamen yağlandığında burnun kaşınır.
2 - Yere düşürdüğün bir bozuk para veya bir küçük vida ulaşılması en zor yere yuvarlanır.
3 - İnsanların seni seyretme olasılığı düştüğün komik durum ile doğru orantılıdır.
4 - Yanlış numara çevirdiğinde çevrilen numara kesinlikle meşgul değildir.
5 - Patronuna lastiğin patladığı için geç kaldığını söylediğinde ertesi gün lastiğin gerçekten patlar.
6 - Gırgır geçmeye başladığın anda patron kapıda görünür. (Kesinlikle bu oluyo )
7 - Sıkışık trafikte şerit değiştirdiğinde, terk ettiğin şerit daha hızlı akmaya başlar.(her zaman)
8 - Duşa girip ıslandığında telefon çalar.
9 - Birileri ile karşılaşma ihtimalin, görünmek istemediğin zaman en üst düzeydedir.
10 - Bir makinenin çalışmadığını ispat etmen gerektiğinde kesin çalışır.
11 - Kaşıntının şiddeti ulaşma zorluğun ile doğru orantılıdır.
12 - Sinemada sıranın ortasında oturanlar salona en son girerler.
13 - Üzerine yağ-reçel sürülmüş bir ekmek kesinlikle en pahalı halıya ve yüzüstü düşer.
14 - Ayağınıza tam oturan bir ayakkabı kesinlikle mağazadaki ayakkabıların en çirkinidir.
15 - Herhangi bir şeyi beğendiğinizde derhal üretimden kaldırılır.
Üzüm çekirdeği...
10/10/2008 ·
Üzüm Çekirdeği Avrupa'da ilaç niyetine satılıyor. Mucizevi çekirdek ödemden, nezleye kadar bir çok hastalığın tedavisinde kullanılıyor. Üzümün çok faydalı olduğu bilinir. Özelliklede zihin açıcı yönü ile sınavlardan önce kuru üzüm tavsiye edilir. Ama birçoğumuz üzümü yerken çekirdeğinden muzdarip oluruz. Onu tüketmez, atarız. Hatta marketlerde en çok çekirdeksiz üzümler rağbet görür. Hâlbuki üzümün çekirdeği bugün birçok Avrupa ülkesinde ilaç niyetine, tabletler halinde satılıyor. Yavaş yavaş Türkiye'de de yaygınlaşmaya başlayan üzüm çekirdeği, yakında bütün eczanelerdeki yerini alacak gibi. Bu çekirdeğin en önemli faydası kan damarı onarıcısı olması. Kan damarları insan için hayati önem taşıyor. Başınızdan ayak uçlarınıza kadar her doku kanla beslenir. İncecik kılcal damarlardan, geniş atardamarlara kadar, karmaşık kan damarları ağı sizin yaşam hattmızdır. Eğer kan damarları yaşlanır, hastalanır, zayıflar, incelir ve kan sızdırırsa, sağlığınız tehlikede demektir. Eğer oksijeni taşıyan kan düzgün bir biçimde akmıyorsa kalp kasınız hasar gö- rebilir. İşte üzüm çekirdeği, zayıflamış kan damarlarını güçlendirip normal sağlıklarına döndü-rebilen, dolaşım bozukluklarını n düzeltebilen ve önleyebilen bir yapıya sahip. Özelliği ise tamamen doğal olması... Çekirdek, damar hastalıklarını tedavi ediyor. Zayıflamış kan damarlarının yapısını güçlendiriyor. Ayrıca üzüm çekirdeği bilinen en güçlü antioksidan. .. Yapılan bazı testlerde, E vitamininden 50 kat daha güçlü olduğu ortaya çıkmış. İlk Fransa'da keşfedildi Üzüm çekirdeği 40 yıldır Avrupa'da, özellikle üzüm bağlarının çokluğu ile bilinen Fransa'da etkili bir biçimde kullanılıyor. Üzüm çekirdeği 1947 yılında Bordeaux Üniversitesi' nden emekli tıp profesörü, Fransız Kimyacı Jack Masquelier tarafından keşfedilmiş. Çekirdek ilk olarak hamileliğinden dolayı aşırı ödemi olan fakültenin dekanının eşine, dekan tarafından verilmiş. Masquelier o günü şöyle anlatıyor; "Kadın, şişmiş bacakları ile o kadar yorgun görünüyordu ki, güçlükle yürüyebiliyordu. Yüzünden, çektiği acıları okumak mümkündü. Ne yapabilirim de bu kadının acılarını dindirebilirim diye düşündüm. Sonra dekanın eşine çekirdek verdiğini gördüm. Dekanın eşi 48 saat içinde iyileşti. O halde, ben üzüm çekirdeğinde özel bir şeyler olabileceğini düşündüm." 1950'de üzüm çekirdeği Resivit olarak bilinen ve Fransa'da satılan ilk damar koruyucu ilaç olmuş. Doktor Masquelier ve meslektaşları, üzüm çekirdeğinin varis üzerindeki etkisini doğrulayan dokuz deney yapmışlar. Bununla birlikte çekirdek, göz kamaşması, gece körlüğü, maküler dejenerasyon gibi göz sorunlarının, arterit, saman nezlesi, alerji ve burun kanamalarını tedavisinde de kullanılmış. "Eğer düzenli olarak üzüm çekirdeği alırsanız, damar duvarlarınız güçlenecektir. " Diyor Dr. Masquelier. Diş eti kanayanlar kullanmalı Peki üzüm çekirdeğine ihtiyacınız olup olmadığını nasıl öğreneceksiniz? Doktor Masquelier'in konu ile ilgili görüşleri şu şekilde: ";Sabahleyin dişlerinizi fırçalarsınız ve diş etlerinizin kanadığını görürsünüz. Ya da göz korneasında bir kan lekesi fark edersiniz. Veya geceleri kendinizi yorgun hissedersiniz, baldırlarınız şişer, ödem olduğunu fark edersiniz. Bu durumda damar zayıflığından muzdarip-sinizdir ve üzüm çekirdeği tüm bu patolojik mekanizmalarla mücadele eder." 1995 yılında İtalya'da yapılan bir araştırmada 150 miligramlık üzüm çekirdeğinin ağrıyı, yanma karıncalanma hissini ve atardamarları n şişme derecesini azaltmada, yaygın olarak kullanılan bir eczacılık ilacından daha hızlı ve uzun süreli etkili olduğu bulunmuş. 1985 yılında da Fransa'da 92 hasta üzerinde yaşılan kür kontrollü deney, 28 gün boyunca 300 miligram üzüm çekirdeği almanın, ağrıyı, karıncalanma geceleyin giren bacak kramplarını ve şişkinliği yüzde 50den daha fazla azalttığını göstermiş. Üzüm çekirdeğini diğer bir faydası ise gözlere... Gece görüşünde önemli olan parlak ışıkların neden olduğu göz kamaşmasını geçirmeye yardımcı oluyor. Yine Fransa'da 100 denek üzerinde yapılan iki ayrı araştırmada 5 hafta boyunca günde 200 miligram üzüm çekirdeği almanın parlak ışıklara maruz kaldıktan sonra görme keskinliğine yeniden kavuşma durumunu artırdığı ortaya çıkmış. Ayrıca testlerde üzüm çekirdeği ürünün bir bilgisayar ekranı karşısında çalışmanın neden olduğu göz gerilimini geçirdiği ve miyop kişilerde retinanın işlevini ve duyarlılığını düzelttiği görülmüş. Üzüm çekirdeğinin tansiyonu ve onun sonuçlarını düzenlemeye yardımcı olabileceği de belirtiliyor. Araştırmaların gösterdiğine göre, yüksek tansiyonlu insanlar genellikle çok geçirgen olan, zayıf kılcal damarlara sahipler. Bu da onların kılcal damar kanaması geçirme ve göz retinasındaki kan damarlarının yırtılma olasılıklarını artırıyor. Dr. Miklos Gabor'un yaptığı araştırmada üzüm çekirdeği yüksek tansiyonlu deneklerde kılcal damarları güçlendirmiş. Anti-Aging etkisi Üzüm çekirdeği damarları yenilediği için ayrıca anti-aging etkisine sahip. Yenilenen damarlar yaşlılığı geciktiriyor. Böylelikle cildinizdeki yaşlanma belirtileri azalıyor. Uluslararası sertifikalı Organik Üzüm Çekirdeği Ekstraktnın içerdiği Proantosiyanidin bilinen en güçlü etkisi antioksidant. Üzüm çekirdeğinin antioksidant etkisi vitamin E'den 50, vitamin C'den 20 kat daha fazla. Antioksidantlar, vücudumuzdaki kimyasal reaksiyonlar sonucu oluşan veya dışarıdan sigara, alkol, kirli hava v.s. ile alınan oluşan veya dışarıdan sigara, alkol, kirli hava v.s. ile alınan zararlı maddeleri etsiz hale getiriyor. Uzmanlara göre vücudun antioksidant üretimi 25 yaşından sonra yavaşlamaktadı r. Bu yavaşlamanın yol açtığı deformasyonları yok etmek için bilinen en kuvvetli antioksidant ise organik üzüm çekirdeği ekstraktıdı olduğu belirtiliyor. Çekirdek, bağ dokularını güçlendirerek cilt sarkmasına engel oluyor. Cildin elastik, yumuşak ve düzgün olmasını sağlıyor. Üzüm çekirdeğinde tavsiye edilen miktar Üzüm çekirdeğinin tavsiye edilen miktarı günde 150 ile 300 miligram. Damar sağlığını korumak için gerekli doz ise günde 5-10 gram. Güvenlik etkileri Üzüm çekirdeğinin insanlar üzerinde her hangi bir yan etkisi görülmemiş. Prof. Peter Rohdewald tarafından laboratuar fareleri, Hint domuzları ve köpekler üzerinde yapılan araştırmada doğal çekirdeğin, toksik, mutajenik, karsinojenik olmadığı tespit edilmiş. Kimler kullanmalı? Kan damarlarının yardıma ihtiyaç duyduğunu düşünenler. * Cildindeki kırışıklıklar günden güne fazlalaşanlar Şunu belirtmek gerekiyor ki; yukarıda bahsettiğimiz faydaların birçoğu çekirdeğin damarları onarıcı özelliğinden kaynaklanıyor. Çünkü damarlar, insan bedenini ayakta tutan ana mekanizmalar. Onların bozukluğu insan bünyesinde birçok hastalığa neden oluyor. Damarları onaran çekirdek, böylelikle diğer hastalıkların iyileşmesinde de önemli bir etkiye sahip oluyor. 
* Cildi cansız ve solgun görünenler
* Cinsel yaşantısında kendini yetersiz hissedenler
* Kalple ilgili sorunları olanlar
* Ani kalp krizi riski olanlar
* Görme gücünde yaşlanmaya bağlı bozulma olanlar
* Şişlikler ve ödem alerjilerinde
* Yüksek tansiyonda
* Kolayca kanama ve morarma eğilimi olanlar
* Daha önce kanamaya bağlı felç geçirenler
* Şeker hastalığı olanlar
* Varis ve hemoroit gibi soruları olanlar Neslihan Bakırcı
Cevizin faydaları...
20/9/2008 · Kategori: NETTEN ALINTILAR
Ceviz damarları koruyor
Ceviz, yağlı besinlerin damarlara verdiği zararı azaltıyor.
İSTANBUL - Cevizin kalp ve damar sağlığı için yararlı olduğu yeni bir araştırmayla daha kanıtlandı. İspanyol uzmanlar tarafından yapılan araştırmaya göre, öğünler sonunda yenen belli miktarda ceviz, yağlı besinlerin damarlara verdiği zararı önlüyor.
Amerikan Kardiyoloji Üniversitesi'nin dergisinde yayımlanan araştırmada, 24 kişiye bir hafta boyunca yağ oranı yüksek salam ve peynir içeren öğünler verildi.
Araştırmaya katılanların yarısına öğün sonlarında 5 çay kaşığı zeytinyağı, diğerlerineyse 8 adet ceviz verildi. Yapılan testler, hem zeytinyağı hem de cevizin yağlı besinlerin damara verdiği zararı azalttığını gösterdi.
Araştırma ayrıca cevizin damarların esnekliğini de koruduğunu ortaya koydu. Cevizin bu özelliğiyle, damar sağlığı için zeytinyağından da faydalı olduğu vurgulandı.
Yağlı besinlerin yol açtığı damar sertliği, felç ve kalp hastalıklarının temel nedenleri arasında gösteriliyor.
Ceviz Ağacı (Junglans Regia), daha yapraklanmadan, Mayıs' ta çiçeklenir. Taze yaprakları Haziran' da, kolayca delinebilecek durumdaki meyveleri Haziran ortasında ve olgunları ise Eylül'de toplanır. 25-30 m kadar yüksekliğe ulaşabilen, kışın yaprak döken gösterişli bir ağaçtır. Yapraklar tek tüysü, yaprakçıklar tam kenarlı ve kuvvetli kokuludur. Drog elde etmek için yapraklar Haziran ve Temmuz aylarında toplanır, havadar ve gölgeli bir yere serilerek kurutulur ve ince kıyılarak hava almayan kaplarda saklanır. Ceviz ağacı, Kuzey doğu ve doğu Anadolu' da yabani olarak yetiştiği gibi, bahçelerde de yetiştirilmektedir. Yaprakları tanen, eterli uçucu yağ, juglan (mantar hastalıklarına karşı etkili), C vitamini ve flavonlar içermektedir.
Ceviz yaprağının kan durdurucu-sıkış tırıcı (astringent) , kuvvetlendirici (tonik) ve bağırsak kurtlarını veya solucanlarını düşürücü (antihelmintik) etkisi vardır. Yaprak çayı, sindirim bozukluklarında, kabızlıkta, iştahsızlıklarda ve kan temizliğinde etkilidir. İştah açıcı, kan şekerini düşürücü ve kuvvet verici etkileri vardır. Deri hastalıklarında antiseptik olarak haricen kullanılır. Ceviz yaprağı kaynatılarak, tüm sıraca (scrofula), frengi (sifilis), egzema (mayasıl), herpes (uçuk) ve raşitik hastalıklarda, kemik çürümesinde, kemik deformasyonunda ve ayrıca, iltihaplı el ve ayak tırnaklarında kullanılabilen çok etkili bir banyo katkısı elde edilir. Favus ve uyuz hastalıklarında, hasta bölgeler, taze ceviz yaprağının kaynama suyu ile yıkandığında, kısa sürede düzelme görülecektir. Bu suyla yapılan banyolar, yıkamalar, ergenlik sivilcesine, iltihaplı egzemalara, ayak terine ve kadınların akıntılarına iyi gelir. Ağız boşluğu iltihabı, dişeti, boğaz ve gırtlak hastalıklarında gargara yapılmalıdır.
Ceviz yaprağının kaynama suyu banyo suyuna eklendiğinde, donuk kabarcıkları iyileşir. Ceviz yaprağı kaynama suyu, hızlı saç dökülmelerinde de kafa derisine friksiyon (ovarak sürme) yapmakla kullanılır. Bu sıvı ayrıca, kafa bitine karşı da çok etklidir.
Haziran ortasında toplanan cevizlerden, mide, karaciğer ve kanı temizleyen, mide yorgunluğunu ve bağırsak çürüklüğünü gideren çok etkili bir ceviz tentürü elde edilir. Bu tentür, ayrıca kan koyuluğuna karşı da çok yararlıdır.
UYARILAR: İçerdiği tanen maddesi duyarlı kişilerde bazen mide bulantısı veya kusmaya yol açabilir. Bunun dışında, ceviz yaprağının bilinen bir yan etkisi yoktur.
Haldun Keskin
Yürümek her derde deva...
9/8/2008 · Kategori: NETTEN ALINTILAR
- Doktordan uygun görüş alınmadan böyle bir programa başlanmamalı - Yemeklerden sonra uzun ve tempolu yürüyüşlerden kaçınılmalı - Herhangi bir rahatsızlık hissedildiğinde yürüyüş bırakılmalı - Yürüyüş, akşam yemeğinden en az 2 saat sonra yapılmalı - Diyabet, tansiyon yüksekliği, kalp ve karaciğer rahatsızlığı ya da kronik rahatsızlığı olanlar yorucu ve uzun yürüyüşlerden kaçınmalı." Bu tavsiyelere uyulması halinde düzenli bir yürüyüş programının vücuda yararları ise şöyle: "- Kan akışının hızlanması, kan dolaşımının iyileşmesi, kalp, damar ve beyin rahatsızlıkları nın giderilmesi - Vücudun tüm kaslarının güçlenmesi - Kalp kasılması ile meydana gelen kan miktarının artması ve dinlenme esnasında nabzın azalması - Kan basıncının düzenlenmesi - Hareket ve stres anında tansiyonun yükselmesinin önlenmesi - Şişmanlığın önüne geçme - Barsak hareketlerinin arttırılması ile sindirimin kolaylıkla sağlanması - Beyine giden oksijen miktarının artması ile zihinsel keskinlik ve düşünce potansiyelinin artması - Lenf dolaşımını düzene sokma - Akciğerlerin hava kapasitesini arttırma - Hareketlilik veya dinlenme sırasında metabolizmayı uyararak sürekli dinç tutma - Travma sonrası toparlanma sürecini hızlandırma - Kandaki yağ oranını düşürme - İyi ve kötü huylu kolestrol dengelerini düzenleme - Vücuttaki tüm organlar arasındaki koordinasyonu düzenleme - Eklemlerin esnekliğinin artması, bel ve boyun ağrılarının hafifletilmesi - Kemiklerin sertleşmesi - Vücudun hastalıklara karşı dayanıklılığının artması ve bağışıklık sisteminin direncinin artması - Yorgunluğun hafiflemesi - Uykusuzluk sorununun giderilmesi ve bünyesel rahatlamanın sağlanması - Vücudun endorfin adı verilen keyif hormonlarını hareketlendirme - Yaşlanma sürecinin geciktirilmesi ve deriye zinde bir görünüm kazandırma - Moral, özgüven ve iyimserliğin artması."
Acı Biber ve Kanser...
9/8/2008 · Kategori: NETTEN ALINTILAR
Kansere karşı kırmızı biber Acı kırmızı biberin insan sağlığı üzerindeki
olumlu etkileri, özellikle kanser hücrelerini yok eden özelliği,
İngiltere'de yapılan bir araştırmayla bir kez daha doğrulandı.
Nottingham Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, jalapeno biberinin (acı kırmızı biber) içinde bulunan `kapsaisin` maddesinin, hücrelerin enerji üreten ısı odası mitokondriye saldırarak, kanser hücrelerinin ölümünü tetiklediği belirlendi.
Araştırmaya göre, kapsaisindeki molekül ailesi vaniloidler, kanser
hücrelerindeki protein gelişimine engel olarak `apostosis`i veya hücre
ölümünü tetikliyorlar. Vaniloidler, bunu yaparken, etraftaki sağlıklı
hücrelere zarar vermiyorlar.
Kapsaisin etken maddesini akciğer ve pankreas kanser hücrelerinde deneyen bilim adamları, bu etken maddenin tümörlü hücrenin tam kalbine saldırdığını belirterek, `Tüm kanserlerin (Aşil topuğunu) keşfettiğimizi düşünüyoruz` diye konuştular.
Araştırmaya başkanlık eden Timothy Bates, kanserli hücredeki mitokondrinin biyokimyasal yapısının normal hücrelerdekinden çok farklı olduğunu kaydetti.
Bates, bir doz kapsaisinin bir kanser hücresinin apostosise girmesine yol
açtığını, ancak normal hücrede bu sonuca yol açmadığını belirterek, `Bu,
kanserli hücreleri doğuştan diğerlerinden ayıran ve savunmasız olduğunu
gösteren bir durum` dedi.
Türkiye'de sıklıkla tüketilen acı kırmızı biberde de yoğun olarak bulunan
alkaloid madde kapsaisinin başta kanser olmak üzere birçok sağlık sorununda olumlu etkiye sahip olduğu hekimlerce daha önce dile getirilmişti.
*TÜRKİYE VE ABD'DEKİ ÇALIŞMALAR*
Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi'nde geçen yıl yapılan bir
araştırmada da acı kırmızı biberde yoğun olarak bulunan alkaloid madde
kapsaisinin, kanser başta olmak üzere birçok sağlık sorununda olumlu etkiye sahip olduğu belirlenmişti.
Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necat Yılmaz, çalışmalarının sonuçlarına göre, kırmızı biberin içerisinde bol miktarda bulunan kapsaisin maddesinin insan sağlığı üzerine birçok olumlu etkiye sahip olduğunu belirlediklerini ifade etmiş, `Ağrı kesici ve iltihap çözücü etkisini P-maddesi yok ediyor, kanser önleyici etkisini ise içindeki kırmızı karotenoid maddesi sağlıyor. Ayrıca kırmızı biber kolesterol düşürücü, mide asidini düzenleyici ve mikrop öldürücü etkilere sahip. Sanıldığının aksine kırmızı biber zayıflatıcı etki de gösteriyor` diye konuşmuştu.
Yılmaz, bu faydaların sağlıklı kurutulmuş ya da taze yenilen kırmızı biberde
görüldüğünü bildirmişti.
ABD'nin Los Angeles kentindeki Cedars-Sinai hastanesi Kanser Enstitüsü ve
Kaliforniya Üniversitesi' nde yapılan bir başka araştırmada da kırmızı
biberin içinde yoğun olarak bulunan ve acılığını veren kapsaisinin, prostat
kanseri hücrelerini yok eden etkisi ortaya çıkarılmıştı.
Los Angeles'taki Cedars-Sinai Hastanesi Kanser Enstitüsü ve California
Üniversitesi' nde yapılan araştırmaya göre, acı kırmızı biberde yoğun olarak bulunan alkaloid madde kapsaisin, kanserli prostat hücrelerine enjekte edildiğinde, bunların parçalanarak yok olmalarını sağlıyor.
*İSOT-CAPSİCUM- ANİTUM *
Türkiye'de isot (ısı otu), bilim çevrelerinde ise `capsicum anitum` adıyla
bilinen kırmızı acı biber, sevilerek tüketilen ve kültürü yapılan bir bitki.
Anavatanının Meksika olduğu sanılan ve Azteklerin yazılı belgelerinde söz
ettikleri kırmızı acı biber, Avrupa'ya 15. yüzyılın sonlarında geldi, 16.
yüzyılda kıta ülkelerine ve Osmanlı topraklarına yayıldı.
Kırmızı biberi en çok tüketen ülkelerden olan Hindistan'a ise bu bitki 17.
yüzyılda Portekizliler tarafından ulaştırıldı. Hint ve Meksika mutfağında
çok sık kullanılan kırmızı acı biber, Türkiye'de en fazla Güneydoğu Anadolu
Bölgesi'nde yetiştirilmekte ve tüketilmekte. L.T. Tresh adlı bilim adamı,
1846 yılında bibere acılığı veren maddenin kristal yapısında olduğunu tespit
ederek, adını `capsaicin-kapsaisi n` koymuştu.
« Önceki :: Sonraki »
Son Yazılarım
- Kanseri önlemenin basit yolları
- Kara üzüm çekirdeği...
- B12 eksikliği ölümcül olabilir...
- Başlıksız
- Ceviz, beynin ihtiyacı olan gümüş iyonlarını içeren tek meyve...
- Bizi gıcık eden 15 şey...
- Üzüm çekirdeği...
- Cevizin faydaları...
- Yürümek her derde deva...
- Acı Biber ve Kanser...
Kategorilerim
- BAYRAM TEBRIGI
- DOGUM GUNU
- EGITIM
- EL EMEGI
- FIKRA
- KENDI ORDUKLERIM
- NETTEN ALINTILAR
- OZEL GUNLER
- OZUR
- SEHIR YASAMI
- SIIR
- SPOR
- TARIH
- TATIL
- TESEKKUR
- YORUMSUZ
Arkadaşlarım
- musti81
- denizinsandigi
- glnrylmz
- ebrugiller
- recaysev
- oznurla
- makhina
- edaca30
- ecay
- deniznehir
- selmahlc
- aramgahx
- neslihobi
- miness
- similing
- edacaninguncesi3
- edablogdunyasi
- ipargrafikmatbaa
- taraftarizbiz
- gulunorguleri
- fatostuncay
- egitimdanismani
- besiktaskim1903
- diki35
- uzunyusufluyuz
- siirzevki
